Çocuklarımla Anılarım (Babalar Günü-2018)

 

Naif; hesapsız, saf demek değil mi? Sonradan mı  çetrefil düşünmeye başıyoruz hayatta? O yüzden mi çocukları seviyoruz en baştaki halimizi hatırlayarak. En tatlı hikayeler, minik kedinin zıplayıp durması, uzatılan süt şırıngasını eliyle tutarak emmesi gibi saf, uzun uzun bakılası olanlar değil mi?

Yaz tatillerimizi hep deniz kenarına denk getirdik çocukları büyütürken. Anadolu kaderimizi onlar hissetmesin diye kilometrelerce yol yaptık hep,  2-3 günlüğüne bile.… Daha fazla oku...

Leylek Hikayesi

-Yok ağabeyciğim, kimse yakınmasın “benim işim pis” diye. Bizimkinden pis iş mi var be? Bak “pis” diyorum, “ağır” demiyorum, “zor” demiyorum. “Pis” diyorum, “pis”. Ha, hemen aklına en pis olabilecek meslekler geldi değil mi? Geç kardeşim bunları. Ben herkesten dinledim işini. İster istemez dinledim. Parça parça dinledim. Doktorunu da dinledim, orospusunu da, hem profesyonelini hem de acemisini.… Daha fazla oku...

“Himlens Vackraste Sjön” (Cennetin En Güzel Gölü)

Ağlarız, hayran hayran bakarız, teşekkür ederiz, duygulanırız, yardım ederiz, alkışlarız, cesaretlendiririz, eğleniriz, gülümseriz, merhabalaşırız, mutlu oluruz, saygılı davranırız, susacağımız konuşacağız zamanı biliriz, sustuğumuzda kalplerin bir attığını biliriz.
Bunları hiç tanımadığı bir topluluk içinde yapabilir mi insan?
Sabah otel kahvaltısında gazetenin günlük olarak yayınlanan “şehirde bugün ne var?” köşesinde iki şey işaretledim. Birinde “İsveççe konuşma alıştırması mı yapmak istiyorsunuz?” diye yazıyordu.… Daha fazla oku...

İç (Kıç)

Of ne çok okudum. Ne çok yazasım geldi. Düşünürken bile üçüncü tekil şahıs konuşmaya başladım kendi kendime, roman havasında. Sert koltukta dümdüz olmuş kıçım acıyor. Ağrı değil bu, bildiğin acı.  Orta, sağ ve sol sırasıyla denendi. Acımadan dayanabilme süreleri artık iyice kısaldı. Bir saat daha kaldı dedi, kabin memuru.
Bir uçak dolusu insan. Bu kadar ”radio på lättt svenska” dinlersen hepsini mülteci sanırsın tabii.… Daha fazla oku...

Yükümüz

Doğarsın
Doğduğun anda hemen not ederler, bir yerlere
Büyürsün aynı yükle
“Ba” dediğini, ilk dişini, ilk yaşını
Kutlarlar, yine sayarak,
Sana sonra hatırlatmak üzere
Giderek bağımlısı olursun o yükün
Sabah o nedenle uyandırılırsın
Otobüsü ona göre beklersin
Sevgilinden gelmeyen haberle sayarsın
Alışmışsındır çünkü sen de
O yüke
Acı çektiğinde bile sayarlar onu
Senin için
Sen ise bitsin istersin artık umrunda olmadan
Ve birgün biter
Onu da not ederler
Sayarlar bir de
Şu kadar yıl yaşadı diyeZamanla avunuruz
Zamanla unuturuz
Zamanlıca oluruz
Zamansızca ölürüz
Sırtımızda heybemiz
Onunla yarışırız
Daha fazla oku...

Elli-name

Bi bak bana.

Bi de çocukluk fotoğraflarıma.

Sonra bir de yolda yanından geçen okul çocuklarına.

Tahmin eder misin

İleride nasıl deri değiştireceklerini,

Saçlarının şeklini, boylarının uzunluğunu,

Sakallarını, beyazlarını?

Kafalarının içini, neler görüp işiteceklerini?

Neler yaşayacaklarını,

Ne kadar seveceklerini, ne kadar üzeceklerini?

Bi bak bana.

Sonra, tut bu halimi aklında.

Ben tahmin ediyorum yirmi-otuz yıl sonrasını.

Herkes gibi, herkes gibi.… Daha fazla oku...

Yorumlarınız

Daha önce aldığım ama yerlerine bir türlü ulaştıramadığım “Sabahları işe yürüyerek giderim” kitaplarından birkaçı arabada duruyordu. Birini alıp eve çıkardım ve sabah çay~deniz keyfime katık ettim. Adeta kitabı ilk kez okuyormuş gibi büyük bir heyecan ve keyif duydum. Ve bu kitabı buraya bırakmaya karar verdim, daha sonraki gelişlerimde de aynı keyfi tekrar yaşamak için. Nedendir bilinmez, en çok “Hareket” hikayesi beni etkiliyor.… Daha fazla oku...

Alma (ispanyolca, =Ruh)

“Kahkahalar atarak doğdu. Doğumhanenin içinde bir telaş. Her şey yolunda belli ki. Kimsenin onu bir şey için zorlamayacağı bir hayat var önünde. Hayvani gereksinimleri için bile insani duyguları ile hareket edecek. “Dur” denmeyecek, “Yapma” denmeyecek. Çünkü gerek olmayacak. Pür insan, pür vicdan bir hayat yaşayıp ölecek.” diye yazdı genç kız günlüğüne. İçi sıkkın başlamıştı, sıkkın devam ediyordu gün.… Daha fazla oku...

Sevdiğime zarar geldiğindeki sinirle yazdıklarım

 

Herkes herşeye farklı yönden bakar. Ama bu bakışı yönlendiren içinde bulunduğun toplumun davranış modelidir.

Farkında olmadan yaşarsın, bir bakarsın seninle aynı düşünmüyor diye oteldeki adamları kundaklayanlarla yan yanasın. Bir bakarsın “ama orada çocuğun ne işi var, polise taş atıyordu, ne yapsın polis de çocuğu başından vurdu” diyen seninle birlikte yan koltukta oturuyordur. Bir bakarsın “abicim bu işler böyle, bir yolunu bul ne yap yap işini gör” diyen ortalama altı bir zeka ile gol sonrası sarılıyorsundur.… Daha fazla oku...