Yorumlarınız

Daha önce aldığım ama yerlerine bir türlü ulaştıramadığım “Sabahları işe yürüyerek giderim” kitaplarından birkaçı arabada duruyordu. Birini alıp eve çıkardım ve sabah çay~deniz keyfime katık ettim. Adeta kitabı ilk kez okuyormuş gibi büyük bir heyecan ve keyif duydum. Ve bu kitabı buraya bırakmaya karar verdim, daha sonraki gelişlerimde de aynı keyfi tekrar yaşamak için. Nedendir bilinmez, en çok “Hareket” hikayesi beni etkiliyor.… Daha fazla oku...

Alma (ispanyolca, =Ruh)

“Kahkahalar atarak doğdu. Doğumhanenin içinde bir telaş. Her şey yolunda belli ki. Kimsenin onu bir şey için zorlamayacağı bir hayat var önünde. Hayvani gereksinimleri için bile insani duyguları ile hareket edecek. “Dur” denmeyecek, “Yapma” denmeyecek. Çünkü gerek olmayacak. Pür insan, pür vicdan bir hayat yaşayıp ölecek.” diye yazdı genç kız günlüğüne. İçi sıkkın başlamıştı, sıkkın devam ediyordu gün.… Daha fazla oku...

Sevdiğime zarar geldiğindeki sinirle yazdıklarım

 

Herkes herşeye farklı yönden bakar. Ama bu bakışı yönlendiren içinde bulunduğun toplumun davranış modelidir.

Farkında olmadan yaşarsın, bir bakarsın seninle aynı düşünmüyor diye oteldeki adamları kundaklayanlarla yan yanasın. Bir bakarsın “ama orada çocuğun ne işi var, polise taş atıyordu, ne yapsın polis de çocuğu başından vurdu” diyen seninle birlikte yan koltukta oturuyordur. Bir bakarsın “abicim bu işler böyle, bir yolunu bul ne yap yap işini gör” diyen ortalama altı bir zeka ile gol sonrası sarılıyorsundur.… Daha fazla oku...

Emekli bisikletler

Çakıldık mı olduğumuz yere?

Yok neden hareket etmiyoruz demiyorum. Alışkanlıklarımıza serzenişim. Üç aşağı beş yukarı salı sabahı saat sekizde ne yapacağınızı ben tahmin ediyorum siz de çok iyi biliyorsunuz veya gelecek ayın onbeşi.  Çakıldık mı? Yoksa biz mi böyle istiyoruz? Hoşumuza mı gidiyor, kolayımıza mı geliyor? Sıkılmıyor muyuz? Güvende mi hissediyoruz kendimizi?

Her sabah dükkanını aynı saatte açan Reha abi, kendi çakılmışlığına bakmadan önünden geçerken artık benle alay ediyor: “Sağ-Sol, Sağ-Sol, hadi bakalım”.… Daha fazla oku...

İzmir ile ilk ve son tanışmalarım

 

Kapıdan içeri koşuşturarak girdiler. Önde abisi, geride kendisi, bir beden küçük. Hemen girişten bile görülebilen renk renk oyuncaklar, doyma, öğrenme ve gelişme dışında kaygısının olmadığı yaşlar için ilgi odağı. Odama giren küçük yüreklerin giderek korku olmaktan çıkan doktor-hasta ilişkisi içinde değil de bir dakika önceki hayal dünyasının içinde devam etmesini isterim. Annesine değil de bilgisayar ekranında yazan isimle abartılı bir hoşgeldin, onun beyninde “Aaa bu adam beni tanıyormuş demek ki ben bilmiyormuşum” algısını kolay oluşturuyor.… Daha fazla oku...