İç (Kıç)

Of ne çok okudum. Ne çok yazasım geldi. Düşünürken bile üçüncü tekil şahıs konuşmaya başladım kendi kendime, roman havasında. Sert koltukta dümdüz olmuş kıçım acıyor. Ağrı değil bu, bildiğin acı.  Orta, sağ ve sol sırasıyla denendi. Acımadan dayanabilme süreleri artık iyice kısaldı. Bir saat daha kaldı dedi, kabin memuru.
Bir uçak dolusu insan. Bu kadar ”radio på lättt svenska” dinlersen hepsini mülteci sanırsın tabii. Uçak merdiveninde siyah çarşaflı yaşlı kadının elindeki torba potporisini anladım da, o daha ben çocukken bakkala ekmek almaya giderken gibi özensiz en az sekiz kez kadar katlanmış uzun renkli çubuğa benzer beş lira ne arıyor elinde? Yanımda Cumhuriyet ve Kafa ile boğuşan gencin bu kadar uzun uzadıya burnuyla oynaması ne peki. O tarafa bakar gibi yapıyorum elini uzaklaştırıyor. Birkaç kez oynadık bu oyunu. Hep yazayım diye değil mi bunlar? Kumpasa geldim yine.
Bavul ve Ot okuya okuya, ya ilerde buradan etkilenip birşey yazarsam, ya onu da okuyan burdan çalmış derse korkusuyla geçiyor yolculuk. Akılda kalıp “bak işte bu iyi” diye gülümseten bir şey farkettim. Belki birşeylerin düzelmesine bahane olur. Haziranda babalar günü varmış bak. Belki o gün mutlu olurum Kötü geçirdiğin bir sınavın sonucunu çaresiz beklemek gibi babalık. Ya şöyle olursa ya böyle olursa yürek çarpıntısı daha birşey olmadan yoruyor insanı.
İsveç’e ineceğim birazdan. İngilizce bilmiyor ayağına mı yatsam millet benle İsveççe konuşmak zorunda kalsın diye. Tıkanacaksın nasıl olsa. Kıçını yırtsan kendi dilinde konuşmaya çalışan yabancı gelinin -da ekini kullanamamasını hatırlayarak, korkarak konuşacaksın hep.  Bu yüzden değil mi ki düğünlerde oynamazsın.
Bu postmateryalist iç yolculuğun da baydı artık. Herşeyi bilmek zorunda değilsin. Hep en iyisi olmak zorunda değilsin. Her masada özne olma, bazen virgül olmak da iyidir. Kıçının acıması önemli, ama sen o kadar da önemli değilsin. Hiç ummadığın bir anda bir laf duyarsın, o acıyan kıçın bile sever oturduğun yeri. Oldu mu? Evet, oldu.
Oğullarının tam senden nefret ettiği yaşlarına denk gelen Babalar günün şimdiden kutlu olsun, babacık, babuş. Bunu bilmek için Samsa gibi uyanmana da gerek yok, bir sabah. Yaşadın bunları ve sonra kaderin olan baban gibi olmaktan kurtulamadın.
Gerçekten kıçım çok acıdı artık ya.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir