Sevdiğime zarar geldiğindeki sinirle yazdıklarım

 

Herkes herşeye farklı yönden bakar. Ama bu bakışı yönlendiren içinde bulunduğun toplumun davranış modelidir.

Farkında olmadan yaşarsın, bir bakarsın seninle aynı düşünmüyor diye oteldeki adamları kundaklayanlarla yan yanasın. Bir bakarsın “ama orada çocuğun ne işi var, polise taş atıyordu, ne yapsın polis de çocuğu başından vurdu” diyen seninle birlikte yan koltukta oturuyordur. Bir bakarsın “abicim bu işler böyle, bir yolunu bul ne yap yap işini gör” diyen ortalama altı bir zeka ile gol sonrası sarılıyorsundur.

Sporu bile beceremeyen, ilkel güdüleri ile yarışmaya devam eden, kızgınlığında ve sevincinde tepkisini en ilkel şekilde vermekten çekinmeyenlerin arasında yaşıyoruz. Bunu trafikte, sokakta, işte, evde, gazetede görme şansının (şansızlığının) çok yüksek olduğu bir sosyal ortam var ne yazık ki! Ahlaki altyapısını kaybetmiş, inandığı şeylere bir anda sırt dönebilen, hangi şartlarda olursa olsun kazanmaya şartlanmış kişi hem tribünde var, hem tezgah arkasında, hem vergi dairesinde.

En büyük suçu işleyen ve en ahlaklı olanlar bile dokuz günlük kritik süre sonrasında yaptıklarından pişman olmayı bırakıp kendini savunmaya başlarmış. Cehalet ve ahlak seviyesi düştükçe bu süre kısalıyor. Belgesellerdeki ağzı burnu avının kanı ile kıpkırmızı vahşi hayvanlar konuşabilseydi “çok açtım, bu benim doğam, buldum mu parçalarım abicim” diye röportaj verirdi. Sözde aklı olan insan ise ilk ifadesinde “tahrik oldum, provoke oldum, kırmızı giydi, mini giydi, yan baktı” diye kendini savunuyor.

Adalet duygusu, ahlaki kazançların maddi kazançlardan yüksek olması bunlar bize hayal. Bir gün aynı şey bir yakınımızın mağdur olduğu bir işte başımıza gelir, önce sağlığına bakarız, sonra saldırıya geçeriz. Bir gün aynı şey bir yakınımızın suçlu olduğu bir işte başımıza gelir, önce hafifletici sebep arar, sonra cezayı azaltmak için bahane ve araya adam ararız. Çünkü böyle bir toplumda doğduk büyüdük yaşıyoruz

Medeniyetten uzak ilkel güdülerimizi tatmin ederek yaşıyoruz. Herşey doğal geliyor. Vahşi ve doğal. İnsanlık değerinlerinden bir damla katkı almadan.

Yolda giderken birisine yanlışlıkla değsen bile nezaketen özür dilenmesi gerekirken en büyük filli hareketlerden sonra özür dilenmemesi acaba nasıl olsa hukuk bana ceza verecek bir de ben ne özür dileyeceğim düşüncesinden mi çıkıyor? Mesela Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçinin ailesinden özür diledi mi? Ağcanın ailesi? Ne özürü ya adam ceza aldı yıllarca hapiste çürüdü bir de özür dilenecek diye mi düşünülüyor ki?

Vicdanlar ne zaman boşalmaya başladı o zaman kötülük ev sahibi oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir