Düşler Sokağı – Gökşin’den Güzelleme

Sevgili arkadaşım İbrahim Gökşin kitabım, Ege Tıp 92’liler, burs, Whatsapp sarmalı içinde duygulanmış, duygularını şiirleştirerek kitabıma güzelleme yapmış. Okuyunca ne mi hissettim?

İlk olarak yazdığım

“Ezildim
Karınca gibiyim
Yükseldim kuş gibiyim
Çırpınıyorum
Bu gece…” olmuştu.

Sonra birşeyler yazarım diye düşününce bu ilk duygumun çok değerli ve yeterli olduğunu hissettim. Gökşin yazdığı bu şiirin Ahmet Kaya’nın “O mahur beste çalar” şarkısı ile birlikte dinlenmesini arzular.  Buyrun efendim:

DÜŞLER SOKAĞI

Bir nefeste okudum
Nefes almadım hiç .
Bir nefeste okudum
Zaman nasıl akıp geçti
Hiç farketmedim
Hem de hiç.

O Mahur besteyi
Dinliyorum şimdi
Tekrar, tekrar !
Biliyorum,
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede.
Ben ağlıyorum,
Bilmem Müjgan da ağlıyor mu ?

Malum parkın köşesindeki
O incir dalındaki tomurcuk,
İçimdeki o mutlu çocuk,
Sanma sakın!
Gün gelecek
Ve
Ölecek.
İnan !
Herkes
Muradına erecek.
Özlenen günler,
Çok yakında gelecek.
Umut herdaim filizlenecek,
İçimizdeki özgürlük ateşi
Hiç sönmeyecek.

Tek tek ve hür,
Sıcacık bir ormanda,
Yaşıyoruz birlikte.
Yüzümüz dönük güneşe ,
Çağlıyor kanatlanmış hayaller,
Sesli, sessiz çığlıklar içinde.
Kalpler çarpıyor şevkat ve sevgiyle .
Sıralı, sırasız film kareleri geçiyor,
Gözlerimin önünde.
Akıllar hep özgür kalacak
Hiç endişelenme.

Renk renk ışık hüzmesi
Sarmış etrafımızı çepeçevre
Gökkuşağı boyamış gökkubbeyi
Cam-ı cem gibi üstümüzde.
Ölümsüzleştirilebilecek mi?
Usta bir fotoğrafçı sence!
Bu doyulmaz anı,
Bir küçük fotoğraf karesinde.

Yanından geçilmezse nasıl bilinir?
Çilek kokusu, ıhlamur kokusu.
Yaşamayan ne bilir !
Portakal çiçeğinin sabah
Melisanın gece koktuğunu.
Gitmeyen bilemez
Çiçek pasajının anason,
Meserretin kahve,
Çarşının pastanelerinin mahlep koktuğunu,
Kilise sokağında yaşayan yaşlı köpeğin bakışlarının,
Nasıl dostluk koktuğunu !
Sokağın ise buram buram hayat koktuğunu.

Ebruli aklım
Düştü bugün sokaklara
Daldı hülyalara.
Hayat dediğin ne ki ?
Kocaman sihirli bir ayna.
Geçmişin şahitleri vapurlar
Süzülüyor denizde usulca,
Varacakları yeri bilmiyorlar mı yoksa?
Oysa,
İnsanlar hızlı hızlı gidiyor,
Bildiğini sandıkları diyarlara.

Düş sokağında yürüyorum
Gerçek yaşamları sorgulayarak,
Acelesi mi var ?
Neden ?
Akıyor telaşla zaman
Ardına dahi bakmadan.
Orta yaşlı, uzunca bir adam,
İlişir gözüme zaman zaman.
Boynunda atkısı
Bakımlı da üstü başı
Havalı
Biraz da Efevari
Yüzünde az biraz kırışıklık
Belli ki esnafla da var bir tanışıklık
Yürüdüğü bu sokak hep sıkışık,
Hep kalabalık,
Sokak telaşlı
Ama,
Yok kimsede kabalık.
Omzunda bir çanta
Yürüyor o da hızlı bir tempoda,
Hayatın hediyesi
Beyaz saçlar şakağında .
Yıllanmış kalbinde
Kim bilir ? Var mıdır ?
Dinmeyen acısı,
Bitmeyen tasası .
Gözünden okunuyor
Ege Efelerinin vakarı
Belli ki çoktan verilmiş muradı
Hep şevkatle bakıyor
Geçerken,
Mahallenin o yaşlı köpeğine.
Geçmişe olan Özlem,
Okunuyor gözlerinde.
Kilise sokağında görürüm onu daha çok
Vitrin camlarına değil de,
Etrafına dikkatle bakarken hep.
Belli ki
Yetişmek de istiyor işine
Herzaman,
Tam vaktinde.

Mor begonvil, mat yeşil papatya
Göz kırpıyorlar sanki bana !
Geceleri kalbimi esir alır
Kokar tatlı tatlı o Manolya
Herbiri alametifarika!
Hayat zor , sıkıntılı,
Bazen anlamsız gelir,
Bazen çekilir gibi değil ,
Bereket sıklıkla hoş, eğlenceli, gülünç, lezzetli,
Renk renk,
Tıpkı çiçekler gibi.

Martılarla sözleştim dün
Yeniden buluşmak için.
İnince vapurdan ,
İskelede ,
Şöyle,
Derinden bir oh çektim !
Sırtımı sıvazlayan,
Yüzümü aydınlatan Güneşin önünde,
Yeniden çocukluğuma dönmek istedim,
Özlemle, heyecanla !
Burhanettin abinin bakkalında
Alüminyum kutudan bir gofret alsam
Yanına da Cincibir gazozu diyorum
Ahşap iskemleyi kendime doğru ters çevirip
Keyifle otursam
Kollarımı da üstüne koysam
Ayak ayak üstüne atıp
Yarınlar için
Yine
Ve
Yeniden
Ulaşılmaz düşler mi kursam ?

Bedava yaşıyoruz bedava
Hava bedava
Konuşmak ,
Susmak,
Hayata Sarılmak bedava.
Derin derin nefes almak
Gülümsemek,
Yürümek bedava.
Koşmak
Kucaklaşmak,
El ele tutuşmak,
Bir dosta sarılmak,
Hayal kurmak ,
Denizi , martıları seyretmek bedava.
Zaman zaman
Büküvermek zamanı,
O da bedava.
Bir de
Bükülmeden ,
Eğrilmeden,
Onurlu yaşamak bedava.

Yağmur yağmış dün gece?
Düşler sokağına
Yavru kediler , kuşlar şımarmış
Hemen sabahına.
Miyavlamalar,
Cıvıldaşmalar,
Tatlı tatlı oynaşmalar,
Neşe katmış sokağa.
Pırıl pırıl ortalık,
Yemyeşil doğa.
Renk katmış heryere
Mor begonvil
Kırmızı Açelya
Pembe, beyaz zakkum
Yerlerdeki mor jakaranda.
Bak gökyüzü masmavi
Düş mü bu ?
Gerçek mi yoksa ?
Ayıramıyorum artık bu aklımla
Çoktan gelmiş ilkbahar bu sokağa .

Ben de bir düş gördüm dün gece
Göz göz odalar içinde
Herbiri ayrı ayrı binbir göz
Uyanıp söyleyemedim kimseye
Tekbir söz.
Gece olmasına rağmen
Ortalık ferfecir,
Gördüğüm tüm gözler
Renk renk,
Işıl ışıl,
Cıvıl cıvıl,
Ve
Herbiri sanki engin deniz,
Kördüğüm oldum bendeniz.
Uyandım
Karanlıktan aydınlığa,
Geceden sabaha.
Yüzümde mutlu, şımarık bir tebessüm
Belli belirsiz.
Birbirimizin sesi olalım,
Kalmayalım sakın sessiz.

Aynı düşte gördüm yine
Tertemiz, yumuşacık pamuk gibi
Birbirine tutunmuş sayısız sıcacık el.
Herbiri
Sıkıca tutulası,
Ve
Hiç bırakılmayası
Canım eller.
Şevkatli
Duyarlı
Nasır tutmamış
Cesur yürekleri de vardı herbirinin,
Gözlerinde gördüm
O bitmeyecek cesareti.
Pas tutmamış akılları,
Gözlerinden mücerret gibi fışkıran
Işıldayan mücevherlerdi.
Belli ki
Dost olası,
Sevilesi,
Saygı duyulası
Candı , canandı herbiri.

Yıllar yılı
Ulaşmak için,
Masallar diyarı düşler ülkesine,
Çıktık dönüşü olmayan seferlere.
Didindik durduk.
Hep Direndik
Hızla esen rüzgara,
Doluya , kara, yağmura,
Hırçın dalgalara.
Dolandık durduk çelebi vari,
O Derya , bu Deniz.
Biteviye çaresiz
Ve
Olacaklardan habersiz.
Sütliman dalgasız limanların da
Olduğunu
İnanın dostlar !
Bu yaşımızda
Henüz daha yeni öğrendik.

Dostlar dostlar ,
A dostlar.
Elimde enfes bir kitap var
Bilmiyorum kaç kez okudum
Tekrar tekrar
Adı Karşıyaka’da ilkbahar
Ulaştı bize
Bu kış mevsiminde,
Sanki bahar.
Hiçbir kitap bu kadar sevmedi beni
Sarılmadı bana hiç,
Hem de hiç.
Yazdırmadı böyle bir şiir,
Bilsin istedim her şair.
Çıtır çıtır taze taze
Okunsun ki bu şiir
Tadı damağınızda kalsın ey dostlar
Beni hatırlatsın
Herdaim size ,
Bu yazdığım şiir.

Vardım artık muradıma
Ey dostlar.
Bu kitabı yazan
Sanat ruhlu
Naif insan,
Duy beni !
Sen insansın , sen insan,
Ey zat’ı mi(h)man.
Okuyunca yazdıklarını,
Sabahları insanın işine,
Hep yürüyerek gidesi gelir….

Dr. İbrahim GÖKŞİN
26 Şubat 2018, Pazartesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir